/t͡ʃecˈme/, /t͡ʃecmeˈleɾ/
- çekmek işi
“Siyah kehribar tespihini çekmeye başladı.”
- masa, dolap gibi şeylerin dışarıya çekilen gözü, çekmece
“Sonra çekmesinden pembe bir dosya çıkarıp önüne sürdü.”
- yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak
- parmak veya mızrapla çalınan çalgı
- ağaç yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi
- iş yaparken giyilen bir şalvar türü
- vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendisine yaklaştırması
- çekilerek giyilen veya kullanılan
“Erkekleri, yandan lastikli çekme potinden başkasını bilmiyorlardı.”
- düzgün biçimli
- form-ofçekmek (eylem) sözcüğünün dilek-emir kipi basit ikinci tekil şahıs olumsuz çekimi
Biçimlerçekmeyi(accusative) · çekmeler(plural) · daha çekme(comparative) · en çekme(superlative)