t͡ʃoˈd͡ʒuc
- Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız; yavru, bala, uşak, velet
- Soy bakımından oğul veya kız; oğul,yavru, bala, döl, evlat, zürriyet
“Anası olacak bir kadın çocuğu omuzundan yakalamış.”
- Genç erkek
- (mecaz) Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi.
“Yüz yaşındaki annesi için 55 yaşındaki oğlu hâlâ bir çocuktu.”
- Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse
- (mecaz) Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse.
“İdareyi Hasan'a nasıl bıraksın? O daha çocuk!”
Biçimlerçocuğu(accusative) · çocuklar(plural) · çocuk(singular, nominative) · çocuklar(plural, nominative) · çocuğu(singular, accusative) · çocukları(plural, accusative) · çocuğa(singular, dative) · çocuklara(plural, dative) · çocukta(singular, locative) · çocuklarda(plural, locative) · çocuktan(singular, ablative) · çocuklardan(plural, ablative) · çocuğun(singular, genitive) · çocukların(plural, genitive) · çocuğum(possessive, singular, nominative) · çocuklarım(possessive, plural, nominative) · çocuğumu(possessive, singular, accusative) · çocuklarımı(possessive, plural, accusative) · çocuğuma(possessive, singular, dative) · çocuklarıma(possessive, plural, dative)