- biçim, form
“Dünyayı alıp avucuna bir gün Tanrı'm, Avucunda bu dünyaya bir şekil ver”
- konuyu açıklamaya yarayan resim veya çizim
“Bu kitapta birçok şekil var.”
- davranış biçimi, tutum, yol, tarz
“Bu şekilde hareket etmek doğru değildir.”
- kavramın, düşüncenin, olayın veya işin değişik oluş biçimi
“Yalnızlığın şekilleri vardır, kimsesiz bir yerde yalnızlık, sosyete ve kalabalık içinde yalnızlık.”
- toplumsal bütünün kuruluş biçimi
- anlatım biçimi
“Ne yapıp yapmış, bu havai konuşmayı röportaj şekline sokmuştu.”
- bazı matematiksel varlıkların gösterilmesine yarayan resim
Biçimlerşekli(accusative) · şekiller(plural)