[ɑt͡ʃˈmɑk]
- bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek, kapatmanın karşıtı
- bir cihazı, bir düzeneği çalıştırmak
“Dönüş yolunda radyoyu açtık.”
- bir toplantıyı, etkinliği başlatmak
- bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek
- birbirinden uzaklaştırmak
- alanını genişletmek
“Hürriyet-i Ebediyye Abidesi'nin çevresini açmak için çalışıldı.”
- sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu hâlden kurtarmak
- avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek
“Size derdimi açmaya geldim.”
- ayırmak, tahsis etmek
“Senin için üst katta bir oda açtık.”
- beğenmek
“Burası beni açtı, çok beğendim.”
- bir konu ile ilgili konuşmak
- bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak
- bulutların dağılmasıyla gökyüzünün aydınlanması
- düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu hâlden kurtarmak
- düzenlemek, yapmak
“Üniversite giriş imtihanını kuralları okuduktan sonra açtılar.”
- alışverişi başlatmak
“Bakan, tütün piyasasını açtı.”
- engeli kaldırmak
“Karla kapanan yolu açmak.”
- ferahlık vermek
- güzel göstermek, yakışmak
- görünür hâle getirmek
“Kollarını, göğsünü açmış.”
- poker, satranç v.s. oyunları başlatmak
- rengin koyuluğunu azaltmak
“Bu boyayı biraz daha açmalı.”
- savaşla almak, fethetmek
- sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek
“Öğretmen sürekli konuşuyor, öğrenciyi açmak istiyordu.”
- tıkalı bir şeyi bu hâlden kurtarmak
- yarmak
“Çıbanı açmak hastayı rahatlatır.”
- (mecaz) geçit sağlamak
“İki oda arasına kapı açtık.”
Biçimleraçar(third-person, singular, present) · açtım(positive, singular, definite, past) · açtın(positive, singular, definite, past) · açtı(positive, singular, definite, past) · açtık(positive, plural, definite, past) · açtınız(positive, plural, definite, past) · açtılar(positive, plural, definite, past) · açtıydım(positive, singular, definite, past) · açtıydın(positive, singular, definite, past) · açtıydı(positive, singular, definite, past) · açtıydık(positive, plural, definite, past) · açtıydınız(positive, plural, definite, past) · açtıydılar(positive, plural, definite, past) · açtıysam(positive, singular, definite, past, conditional) · açtıysan(positive, singular, definite, past, conditional) · açtıysa(positive, singular, definite, past, conditional) · açtıysak(positive, plural, definite, past, conditional) · açtıysanız(positive, plural, definite, past, conditional) · açtıysalar(positive, plural, definite, past, conditional) · açtılarsa(positive, plural, definite, past, conditional)