KökenOsmanlı Türkçesi عدسه (adese), Arapça عَدَسَة (ʿadese)
- mercek
“Yaşamayı tatsız, dünyayı mahdut gösteren bu adese bana babamdan mı yadigâr kalmıştı”
- (Ordu ağzı) bir cins siyah üzüm ve bu üzümün ekşi pekmezi, kovucuk
Biçimleradeseyi(accusative) · adeseler(plural)