- Yerden uzaklığı az olan, yüksek karşıtı:
“Kaşlarını çatarak bakakaldı dairenin alçak balkonuna.”
- Aşağıda olan, yüksek olmayan yer.
- Kısa boy.
- kısık
- metaphoricBile bile en kötü, en ahlaksızca davranışlarda bulunan; pespaye.
Biçimleralçak(singular, nominative) · alçaklar(plural, nominative) · alçağı(singular, accusative) · alçakları(plural, accusative) · alçağa(singular, dative) · alçaklara(plural, dative) · alçakta(singular, locative) · alçaklarda(plural, locative) · alçaktan(singular, ablative) · alçaklardan(plural, ablative) · alçağın(singular, genitive) · alçakların(plural, genitive) · alçağım(possessive, singular, nominative) · alçaklarım(possessive, plural, nominative) · alçağımı(possessive, singular, accusative) · alçaklarımı(possessive, plural, accusative) · alçağıma(possessive, singular, dative) · alçaklarıma(possessive, plural, dative) · alçağımda(possessive, singular, locative) · alçaklarımda(possessive, plural, locative)