basˈma
- basmak işi
“Eşyanın üstüne çıkıp basmaya, üstünde zıplamaya başladık.”
- gazete, dergi, kitap gibi bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua
- iskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun
- üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş
“O güne kadar bir okka üzüm, bir arşın basma almamış idim.”
- yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz deniz sularının yükselme|yükselmesi, çekilme karşıtı
- dialectalgübre, tezek
- basma kumaştan yapılan
- basılmış olan
- Özellikle Karadeniz dolaylarında yetiştirilen tütün tipi
Formsbasmayı(accusative) · basmalar(plural) · daha basma(comparative) · en basma(superlative)