KökenEski Türkçe bat + -ak
- üzerine basınca çöken çamurlaşmış toprak
“İnsan bu kumda, bir batakta gibi yürür, ayağını güç çeker, her adımda bir günlük yol zahmeti duyar.”
- kötü durum, içinden çıkılmaz iş
“Bu bataktan kendini kurtarmaya çalıştıkça büsbütün saplandığını dehşetle görüyordu.”
- elde bulunan kâğıtlara göre o turda kaç adet el kazanacağı üzerine tahminde bulunup en az, tahmin ettiği kadar el kazanmaya dayalı bir iskambil oyunu
- metaphorichayır gelmez, yarar sağlamaz, batmış
- Bir soyadı. Çamur, bataklık
- Bir soyadı. Gizli, gömülü
Biçimlerbatağı(accusative) · bataklar(plural) · batak(singular, nominative) · bataklar(plural, nominative) · batağı(singular, accusative) · batakları(plural, accusative) · batağa(singular, dative) · bataklara(plural, dative) · batakta(singular, locative) · bataklarda(plural, locative) · bataktan(singular, ablative) · bataklardan(plural, ablative) · batağın(singular, genitive) · batakların(plural, genitive) · batağım(possessive, singular, first-person, nominative) · bataklarım(possessive, plural, first-person, singular, nominative) · batağımı(possessive, singular, first-person, accusative) · bataklarımı(possessive, plural, first-person, singular, accusative) · batağıma(possessive, singular, first-person, dative) · bataklarıma(possessive, plural, first-person, singular, dative)