KökenArapça بَدَل (bedel)
- Sivas ili Yıldızeli ilçesine bağlı bir köy
- değer, fiyat, kıymet
- bir şeyin yerini tutabilen karşılık
“Buna bedel içimde mumlar, mumlar, mumlar yanan bir karanlık var.”
- başkasının adına ve onun parası ile hacca giden kişi
- askerlik yapmak|yapmamak veya yapılacak süreyi kısaltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para
“Efrattan bedel alınıp alınmayacağına dair merkezden emir gelmişti.”
- bir ücret karşılığında çalışan kişi
- açıklamasız koşuntu
- denk, eşit
“Emsalini göremeyeceğiniz bir saadetle beş on dakika yaşarsınız ki bütün bir hayata bedeldir.”
BiçimlerBedel'i(accusative) · bedeli(accusative) · bedeller(plural) · bedel(singular, nominative) · bedeller(plural, nominative) · bedeli(singular, accusative) · bedelleri(plural, accusative) · bedele(singular, dative) · bedellere(plural, dative) · bedelde(singular, locative) · bedellerde(plural, locative) · bedelden(singular, ablative) · bedellerden(plural, ablative) · bedelin(singular, genitive) · bedellerin(plural, genitive) · bedelim(possessive, singular, first-person, nominative) · bedellerim(possessive, plural, first-person, singular, nominative) · bedelimi(possessive, singular, first-person, accusative) · bedellerimi(possessive, plural, first-person, singular, accusative) · bedelime(possessive, singular, first-person, dative)