- önem vererek, gerçek olarak
“Size bunu ciddi söylüyorum, yalan değil”
- güvenilir bir biçimde
“Çok ciddi durunca mükemmel olduklarını sanıyorlar.”
- şaka olmayan, gerçek
“Kısa zamanda yarı şaka, yarı ciddi tenkit edecek kadar yakınlaşmışlardı.”
- ağırbaşlı
“Ben onu pek ciddi bir genç olarak tanırım.”
- titizlik gösterilen, önem verilen
“Bu dönemde yazara konu üzerinde vukuf, ciddi incelemeler şart koşulur.”
- tehlikeli, endişe veren, ağır, vahim, kritik
“Hastalığımızın oldukça ciddi olduğuna işaret etmekten kendimizi alamadık.”
- eğlendirme amacı gütmeyen
- gülmeyen
“O, ciddi bir tavırla mühim bir şey anlatmaya hazırlanmış gibiydi.”
- güvenilir, sağlam, önemli
“Ciddi bir gazetede liyakatli, genç bir muharririn şu sözleri beni hâlâ düşündürüyor.”
Biçimlerdaha ciddi(comparative) · en ciddi(superlative)