/dal.ˈɡa/
KökenOsmanlı Türkçesi طالغه, o da Eski Türkçe talgha (talgha)
- bir yüzeydeki kıvrım
“Geniş dalgalarla uzanıp giden ovaların yüzünde ne bir köy görünüyor ne de ufacık olsun bir ağaç.”
- saçların kıvrım genişliği
- slangdalgınlık
- slanggeçici aşk ilişkisi
- slanggeçici sevgili
- slanggizli iş
“Film çevirme dalgasıyla para kazanıyorlardı.”
- slanguyuşturucu maddelerin verdiği keyif hâli
- titreşimin bir ortam içinde yayılma hareketi
“Kısık sesinin her dalgası içimi korkunç bir acıyla tırmalıyor.”
- deniz veya göl gibi geniş su yüzeylerinde genellikle rüzgâr, deprem gibi etkilerle oluşan kıvrımlı hareket
“Dışarıda nemli bir rüzgâr esiyordu, dalgalar durulmamış, yalnız biraz ağırlaşmıştı.”
- (mecaz) arka arkaya gelen kriz gibi olayların her biri
- sıcak ya da soğukla bir müddet etkili olan dönem, hava cephesi
- belli bir süre etkili olan dönem
Biçimlerdalgayı(accusative) · dalgalar(plural) · dalgası(possessive) · dalga(singular, nominative) · dalgalar(plural, nominative) · dalgayı(singular, accusative) · dalgaları(plural, accusative) · dalgaya(singular, dative) · dalgalara(plural, dative) · dalgada(singular, locative) · dalgalarda(plural, locative) · dalgadan(singular, ablative) · dalgalardan(plural, ablative) · dalganın(singular, genitive) · dalgaların(plural, genitive) · dalgam(possessive, singular, first-person, nominative) · dalgalarım(possessive, plural, first-person, singular, nominative) · dalgamı(possessive, singular, first-person, accusative) · dalgalarımı(possessive, plural, first-person, singular, accusative) · dalgama(possessive, singular, first-person, dative)