- dar, küçük açıklık
“Anahtar deliği karanlıktı, içeriden belli belirsiz sesler geliyordu.”
- dar, küçük çukur
“Küçük çocuk, kulübenin kenarına yığılmış taşlardan yukarıda bir deliğe sıkışmıştı.”
- küçük hayvan yuvası
- slangcezaevi
- delinmiş olan
“Hangi evden istedilerse gittim, dama çıktım, akan delik kiremidi buldum, yerine sağlam kiremit koydum.”
Biçimlerdeliği(accusative) · delikler(plural) · daha delik(comparative) · en delik(superlative)