/de.ˈɫiɫ/
KökenOsmanlı Türkçesi دليل sözcüğünden devralındı, o da Arapça دَلِيل.
- insanı aradığı gerçeğe ulaştırabilecek iz
“Milletlerin hürriyet için yaptıkları fedakârlıklardan canlı deliller gösteriyordu.”
- kılavuz, rehber
“Aklı başında bir adam olan delilime geceki eğlencenin ne olacağını sordum.”
- anlaşmazlık konusu olan şeyde, hâkimin itikatlarını meydana getiren şey
“Elde hiçbir delil olmadığı için serbest bırakıldı.”
Biçimlerdelili(accusative) · deliller(plural) · delil(singular, nominative) · deliller(plural, nominative) · delili(singular, accusative) · delilleri(plural, accusative) · delile(singular, dative) · delillere(plural, dative) · delilde(singular, locative) · delillerde(plural, locative) · delilden(singular, ablative) · delillerden(plural, ablative) · delilin(singular, genitive) · delillerin(plural, genitive) · delilim(possessive, singular, first-person, nominative) · delillerim(possessive, plural, first-person, singular, nominative) · delilimi(possessive, singular, first-person, accusative) · delillerimi(possessive, plural, first-person, singular, accusative) · delilime(possessive, singular, first-person, dative) · delillerime(possessive, plural, first-person, singular, dative)