- dikme işi
“Dikişe, oyaya başladı, hanım hanımcık yaşıyordu, memnundu.”
- dikilen yer
“Astarın dikişi sökülmüş.”
- giysi üzerinde gözle görülen dikilmiş iplik yolu
“Ceketin yakasına dikiş yapılacak.”
- dikilecek şey
“Yanında demir bir bahçe iskemlesi, üstünde bir dikiş.”
- giysi dikme işi, terzilik
“Başkalarının dikişi görünüşte bizimkinden ayırt edilmez gibidir.”
Biçimlerdikişi(accusative) · dikişler(plural)