/doɰˈɾu/, [d̪o̞ːˈɾʊ]
KökenOsmanlı Türkçesi طوغری (doğrı) sözcüğünden devralındı, Ana Türkçe *togru sözcüğünden devralındı.
- gerçek, hakikat
“Söyleyin doğrusunu, siz insanoğlunun ahlâklı olabileceğine inanmıyorsunuz.”
- iki nokta arasındaki en kısa çizgi
“İki noktadan yalnız bir doğru geçebilir}.”
- hakikat olan şey, savap
“Söyleyin doğrusunu, siz insanoğlunun ahlaklı olabileceğine inanmıyorsunuz.”
- eksiksiz, kusursuz bir şekilde
“Doğru söylüyorsun Ali, doğru söylüyorsun ama, kazın ayağı öyle değil.”
- hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca
“Doğru, oraya gitmiş olsaydınız herhâlde uygun olurdu.”
- yakın, yakınlarında
“Şafağa doğru otomobil sesi duyuldu.”
- o yönde
“Börekçi fırınının karşısındaki dört köşe taşlar döşeli, iki yanı ağaçlı yoldan çarşıya doğru yürüyordu.”
- ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtkarşıtı
- gerçek, hakikat, yalan olmayan
- akla, gerçeke, kurala veya mantığa uygun
“Bunları sana şimdiden söylemek daha doğrudur.”
- Bir soyadı. Dürüst, yalansız, sözüne güvenilen
Biçimlerdoğruyu(accusative) · doğrular(plural) · doğru(singular, nominative) · doğrular(plural, nominative) · doğruyu(singular, accusative) · doğruları(plural, accusative) · doğruya(singular, dative) · doğrulara(plural, dative) · doğruda(singular, locative) · doğrularda(plural, locative) · doğrudan(singular, ablative) · doğrulardan(plural, ablative) · doğrunun(singular, genitive) · doğruların(plural, genitive) · doğrum(possessive, singular, first-person, nominative) · doğrularım(possessive, plural, first-person, singular, nominative) · doğrumu(possessive, singular, first-person, accusative) · doğrularımı(possessive, plural, first-person, singular, accusative) · doğruma(possessive, singular, first-person, dative) · doğrularıma(possessive, plural, first-person, singular, dative)