- dolmak işi
“Çok geçmeden odaya çevredeki komşular dolmaya başladı.”
- tavuk, kuzu gibi hayvanların veya biber, domates vb. sebzelerin içine pirinç ve başka şeyler doldurularak pişirilen yemek
“Perihan nine evde kalacak, baklava açacak, dolma yapacaktı.”
- yalan, hile, dalavere
- üç sigara kâğıdına bolca sarılmış esrar
“Oturalım şuraya da dolmamızı içelim, belki bir şeyler buluruz.”
Biçimlerdolmayı(accusative) · dolmalar(plural) · daha dolma(comparative) · en dolma(superlative)