/du.ˈɾum/
KökenEski Türkçe turum (turum)
- bir şeyin içinde bulunduğu içindeların hepsi, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon, vaziyet
“Genel Sekreter, kazadaki sıtma durumu hakkında verdiğim uzun tafsilattan pek memnun kaldı.”
- duruş şekli, konum, tavır
- ferdin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri
- ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl
“Yalın durum; belirtme durumu; kalma durumu.”
- fizikî ve ruhî bakımdan bir sporcunun kondisyon
- Bir soyadı. Yaşam, hayat, süreğenlik, duruş
Biçimlerdurumu(accusative) · durumlar(plural) · durum(singular, nominative) · durumlar(plural, nominative) · durumu(singular, accusative) · durumları(plural, accusative) · duruma(singular, dative) · durumlara(plural, dative) · durumda(singular, locative) · durumlarda(plural, locative) · durumdan(singular, ablative) · durumlardan(plural, ablative) · durumun(singular, genitive) · durumların(plural, genitive) · durumum(possessive, singular, first-person, nominative) · durumlarım(possessive, plural, first-person, singular, nominative) · durumumu(possessive, singular, first-person, accusative) · durumlarımı(possessive, plural, first-person, singular, accusative) · durumuma(possessive, singular, first-person, dative) · durumlarıma(possessive, plural, first-person, singular, dative)