KökenOsmanlı Türkçesi الماس, o da Arapça اَلْمَاس (el-mās).
- yerin derinliklerinde bulunan, billurlaşmış arı karbon
- mücevher olarak kullanılan, saydam, değerli taş
“bazı nadir inciler, elmaslar vardır ki onların biri yalnız saltanat tacı olabilir.”
- bu taşlarla yapılmış
“Elim değmişken elmas kılıcımla canını cehenneme yollayayım.”
Biçimlerelması(accusative) · elmaslar(plural) · daha elmas(comparative) · en elmas(superlative) · Elmas'ı(accusative)