- etki eden şey, faktör
“Bu sanatçıların çoğunun başarısında dış ülkelerde edindikleri sahne görgü ve kültürü etken olmuştur.”
- madde üzerinde belli bir değişiklik yapan şey, müessir
- doğrudan doğruya öznenin yaptığı işi anlatan, öznesi belli olan fiil, etken fiil, aktif fiil, etken eylem
“Kırmak, bilmek etken fiillerdir.”
Biçimleretkeni(accusative) · etkenler(plural) · etken(singular, nominative) · etkenler(plural, nominative) · etkeni(singular, accusative) · etkenleri(plural, accusative) · etkene(singular, dative) · etkenlere(plural, dative) · etkende(singular, locative) · etkenlerde(plural, locative) · etkenden(singular, ablative) · etkenlerden(plural, ablative) · etkenin(singular, genitive) · etkenlerin(plural, genitive) · etkenim(possessive, singular, first-person, nominative) · etkenlerim(possessive, plural, first-person, singular, nominative) · etkenimi(possessive, singular, first-person, accusative) · etkenlerimi(possessive, plural, first-person, singular, accusative) · etkenime(possessive, singular, first-person, dative) · etkenlerime(possessive, plural, first-person, singular, dative)