/ɡy.ˈnah/
KökenOsmanlı Türkçesi گناه sözcüğünden, o da Klasik Farsça گناه.
- acımaya yol açacak kötü davranış
“Bu adama bu kadar eziyet etmek günahtır.”
- hafif suç, kabahat
“Bütün kusurları, günahları, kibar, asil bir güzellik şeklinde görülür.”
- mesuliyet, sorumluluk
“Söyleyeyim de benden günah gitsin.”
- dinî bakımdan suç sayılan iş veya davranış
“Bunu yapan günün birinde er geç bu günahın kefaretini ödeyecektir.”
Biçimlergünahı(accusative) · günahlar(plural) · günah(singular, nominative) · günahlar(plural, nominative) · günahı(singular, accusative) · günahları(plural, accusative) · günaha(singular, dative) · günahlara(plural, dative) · günahta(singular, locative) · günahlarda(plural, locative) · günahtan(singular, ablative) · günahlardan(plural, ablative) · günahın(singular, genitive) · günahların(plural, genitive) · günahım(possessive, singular, first-person, nominative) · günahlarım(possessive, plural, first-person, singular, nominative) · günahımı(possessive, singular, first-person, accusative) · günahlarımı(possessive, plural, first-person, singular, accusative) · günahıma(possessive, singular, first-person, dative) · günahlarıma(possessive, plural, first-person, singular, dative)