[ɟy.ˈzɛl]
KökenOsmanlı Türkçesi گوزل sözcüğünden devralındı.
- Diyarbakır ili Çermik ilçesine bağlı bir köy.
- hoşa giden kadın veya kız
“Güzeller deniz kenarına geldikleri zaman âşıklar da kale burçlarına ve bedenlerine dolarlar.”
- güzellik kraliçesi
- hoşa giden, beğenilen, iyi, doğru bir şekilde
“Arabayı koştururken boyunlarındaki ziller güzel şıngırdıyordu atların.”
- adamakıllı, şiddetli
“Karıkoca bu kuzu yüzünden güzel bir kavga ettiler.”
- göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran
“Güzel kız. Güzel çiçek.”
“Yalının en güzel odası bizimdi.”
- iyi, hoş
“Güzel şey canım, milletvekili olmak!”
- beklenene uygun düşen ve başarı düşüncesi uyandıran
- ahlakî üstünlük ve soyluluk düşüncesi uyandıran
“Güzel duygular. Çok güzel hareketler bunlar!”
- görgü kurallarına uygun olan
- sakin, hoş (hava)
- aldatıcı, kandırıcı, okşayıcı
- doğru, pek iyi
BiçimlerGüzel'i(accusative) · Güzel(singular, nominative) · Güzel'i(singular, accusative) · Güzel'e(singular, dative) · Güzel'de(singular, locative) · Güzel'den(singular, ablative) · Güzel'in(singular, genitive) · Güzel'im(possessive, singular, first-person, nominative) · Güzel'imi(possessive, singular, first-person, accusative) · Güzel'ime(possessive, singular, first-person, dative) · Güzel'imde(possessive, singular, first-person, locative) · Güzel'imden(possessive, singular, first-person, ablative) · Güzel'imin(possessive, singular, first-person, genitive) · Güzel'in(possessive, singular, second-person, nominative) · Güzel'ini(possessive, singular, second-person, accusative) · Güzel'ine(possessive, singular, second-person, dative) · Güzel'inde(possessive, singular, second-person, locative) · Güzel'inden(possessive, singular, second-person, ablative) · Güzel'inin(possessive, singular, second-person, genitive) · Güzel'i(possessive, singular, third-person, nominative)