/ha.ˈdis/
KökenOsmanlı Türkçesi حديث, Arapça حَدِيث (ḥadīs̱).
- İslâm Peygamberi'inin davranışları, sözleri veya tasdik ettikleri
“Küçük ve büyük cihadı konu alan hadis sadece Beyhâkî'de rivayet edilmiş olup senedi zayıf görülmüştür.”
- Bu davranış, söz ve tasdik etmelerini konu alan ilim dalı
- İslâm Peygamberi veya imamlardan birinin davranışları, sözleri veya tasdik ettikleri
“„Dinde bütün yeniliklerin değişiklik, bütün değişikliklerin bidat ve bütün bidatların ateşte olduğuna dair hadis, Sünnîlikle Şiîliğin beraberce doğru olarak kabul ettiği ender hadislerdendir“ dedi.”
Biçimlerhadisi(accusative) · hadisler(plural) · hadis(singular, nominative) · hadisler(plural, nominative) · hadisi(singular, accusative) · hadisleri(plural, accusative) · hadise(singular, dative) · hadislere(plural, dative) · hadiste(singular, locative) · hadislerde(plural, locative) · hadisten(singular, ablative) · hadislerden(plural, ablative) · hadisin(singular, genitive) · hadislerin(plural, genitive) · hadisim(possessive, singular, first-person, nominative) · hadislerim(possessive, plural, first-person, singular, nominative) · hadisimi(possessive, singular, first-person, accusative) · hadislerimi(possessive, plural, first-person, singular, accusative) · hadisime(possessive, singular, first-person, dative) · hadislerime(possessive, plural, first-person, singular, dative)