/hal.ˈca/
- form-ofhalk (ad) sözcüğünün yönelme tekil çekimi
- çember şekliinde çeşitli cisimlerden yapılmış tutturma aracı
- çember şekliinde dizilmiş topluluk
“İmâmeyn de İmâm-ı Âzam'ın halkasında yetişmiştir.”
- çeşitli metallerden veya tahtadan yapılmış çember
“Belinde uzun gümüş halkalarla asılı gümüş anahtarları vardı.”
- değerli metallerden yapılan çember şekliindeki süs eşyası
“Kulağındaki altın halka 18 ayardır.”
“Nişan halkası.”
- su gibi sıvıların içine katı bir cismin düşmesiyle oluşan, gittikçe büyüyerek açılan çembere benzeyen şekli
- uykusuzluk, yorgunluk, üzüntü v.s. sebeplerle göz altında beliren koyuluk
“Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz / Ya gözler altındaki mor halkalar”
- Boş olmayan bir küme üzerinde iki ayrı ikili işlem tanımlıyken işlemlerden biri ile küme bir değişmeli grup, ikinci işlemle bir yarı grup meydana getiriyor ve işlemlerden birinin diğeri üzerinde sağdan ve soldan dağılma özelliği varsa bu kümeyle iki işlemin meydana getirdiği cebirsel yapı.
- bir tür ufak, yağlı ve tuzlu simit
“İstanbul fırınları çocuk bileği gibi ince halkalar yaparlardı.”
- yerden yüksekliği ayarlanabilen aralıklara asılı iki halatın uçlarına takılan 18 santimetre çapında, 28 milimetre kalınlığında tahta veya deri kaplı iki demir halkadan oluşan asılma araçlarından her biri
Formshalkayı(accusative) · halkalar(plural) · halkası(possessive) · halka(singular, nominative) · halkalar(plural, nominative) · halkayı(singular, accusative) · halkaları(plural, accusative) · halkaya(singular, dative) · halkalara(plural, dative) · halkada(singular, locative) · halkalarda(plural, locative) · halkadan(singular, ablative) · halkalardan(plural, ablative) · halkanın(singular, genitive) · halkaların(plural, genitive) · halkam(possessive, singular, first-person, nominative) · halkalarım(possessive, plural, first-person, singular, nominative) · halkamı(possessive, singular, first-person, accusative) · halkalarımı(possessive, plural, first-person, singular, accusative) · halkama(possessive, singular, first-person, dative)