/has.ˈta/
KökenOsmanlı Türkçesi خسته, Farsça خَسْتَه.
- aşırı düşkün, tutkun
- parasız, züğürt
- zihnî kabiliyetleri bozulmuş olan
- hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken kişi
“Annem o evin önü sofalı bir odasında hasta yatıyordu.”
- hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken
Biçimlerhastayı(accusative) · hastalar(plural) · hastası(possessive) · hasta(singular, nominative) · hastalar(plural, nominative) · hastayı(singular, accusative) · hastaları(plural, accusative) · hastaya(singular, dative) · hastalara(plural, dative) · hastada(singular, locative) · hastalarda(plural, locative) · hastadan(singular, ablative) · hastalardan(plural, ablative) · hastanın(singular, genitive) · hastaların(plural, genitive) · hastam(possessive, singular, first-person, nominative) · hastalarım(possessive, plural, first-person, singular, nominative) · hastamı(possessive, singular, first-person, accusative) · hastalarımı(possessive, plural, first-person, singular, accusative) · hastama(possessive, singular, first-person, dative)