/ha.jɑlʲ/, [hɑˈjɑʎ̟̊]
KökenOsmanlı Türkçesi خیال sözcüğünden devralındı, Arapça خَيَال (ḫayāl) sözcüğünden.
- zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey, imge, hülya
“Mustafa Kemal hayallerin değil hakikatlerin adamı idi.”
- belli belirsiz görülen şey, gölge
- görüntü
“İnsanın aynadaki hayali.”
- imge
- aydınlatılan bir perde arkasında deri veya kartondan yapılmış, hareket edebilen resimler ve bunlarla oynatılan oyun
“Hayal yani Karagöz oynatan bir sanatkârmış.”
Biçimlerhayali(accusative) · hayaller(plural) · Hayal'ı(accusative)