- çabucak
“Bugün yarın Kayseri'den haber gelir zaten. Hemen gideriz.”
- aşağı yukarı
“Hayır, yalnız ben değilim onu beğenmeyen, sevmeyen, hemen kimse beğenmiyor o şairi, sevmiyor.”
- yalnız, sadece
- çok
“Onun hemen yanında duran küçük kız başını önüne eğmiş, alt dudağını sarkıtmış, kırmızı ojeli parmaklarını kucağında kavuşturup taş kesilmişti.”
Biçimlerdaha hemen(comparative) · en hemen(superlative)