/he.ˈsap/
KökenOsmanlı Türkçesi حساب, Arapça حِسَاب (ḥisāb)
- matematiksel işlem
“Entegrâl hesabı aslında bir nevî toplamadır.”
- alacaklı veya borçlu olma hâli
“Al eline kalemi, şu benim hesapları görüver.”
- bankadaki işlemlerin yapılabilmesi için kişi, kurum ve kuruluşlar adına düzenlenen çizelge
- ödenecek ücretin dökümünü ve tutarını gösteren kâğıt, hesap pusulası, adisyon
“Bu hesapların dökümlerini alıp sizlere vereceğim.”
- anlayış, durum, hâl, tutum
“İnsana daha insanca ortamlar yaratmak için bütün hesaplarımız.”
- bir girişimin, bir işin başarıya ulaşması için alınan önlemlerin bütünü
“Harbe nasıl, niçin ve ne hesapla girmiştik?”
- oranlama, tahmin
- Internet, jargonİnternet sitelerinde oluşturulan kullanıcı sayfaslarının her bir tanesi, profil
Biçimlerhesabı(accusative) · hesaplar(plural) · hesap(singular, nominative) · hesaplar(plural, nominative) · hesabı(singular, accusative) · hesapları(plural, accusative) · hesaba(singular, dative) · hesaplara(plural, dative) · hesapta(singular, locative) · hesaplarda(plural, locative) · hesaptan(singular, ablative) · hesaplardan(plural, ablative) · hesabın(singular, genitive) · hesapların(plural, genitive) · hesabım(possessive, singular, first-person, nominative) · hesaplarım(possessive, plural, first-person, singular, nominative) · hesabımı(possessive, singular, first-person, accusative) · hesaplarımı(possessive, plural, first-person, singular, accusative) · hesabıma(possessive, singular, first-person, dative) · hesaplarıma(possessive, plural, first-person, singular, dative)