/it.ˈmek/
KökenOsmanlı Türkçesi ایتمك (itmek) sözcüğünden devralındı, Ana Türkçe *it- sözcüğünden devralındı.
- bir şeyi güç uygulayarak ilerletmek
“Erzak yüklü arabayı arkadan iten iki uşak, sırtı tırmandılar.”
- bulunduğu yerden aşağı düşürmek
“Havuza itmek. Suya itmek.”
- kapı, pencere v.s.'yi güç uygulayarak açmak veya kapamak
“Yavaşça kapıyı itti, elinde yoğurt bakracıyla girdi.”
- sevk etmek, sürüklemek
“Bu oğlanı amcama itmek doğru değil, bir ara gönlünü almalı.”
- bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisinden uzaklaşmaya zorlamak
“Aynı cins elektrikli iki cisim birbirini iter.”
Biçimleriter(third-person, singular, present) · ittim(positive, singular, definite, past) · ittin(positive, singular, definite, past) · itti(positive, singular, definite, past) · ittik(positive, plural, definite, past) · ittiniz(positive, plural, definite, past) · ittiler(positive, plural, definite, past) · ittiydim(positive, singular, definite, past) · ittiydin(positive, singular, definite, past) · ittiydi(positive, singular, definite, past) · ittiydik(positive, plural, definite, past) · ittiydiniz(positive, plural, definite, past) · ittiydiler(positive, plural, definite, past) · ittiysem(positive, singular, definite, past, conditional) · ittiysen(positive, singular, definite, past, conditional) · ittiyse(positive, singular, definite, past, conditional) · ittiysek(positive, plural, definite, past, conditional) · ittiyseniz(positive, plural, definite, past, conditional) · ittiyseler(positive, plural, definite, past, conditional) · ittilerse(positive, plural, definite, past, conditional)