/ka.ˈdeɾ/
KökenOsmanlı Türkçesi قدر (“kader”), Arapça قَدَر (ḳadar, “kader, ölçü”).
- ezelî takdir
“Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor. Lâkin vatandan ayrılışın ıstırabı zor.”
- (mecaz) genellikle kaçınılmaz kötü talih
“Esen rüzgâr siliyor alnımdan kaderimi. Okşuyor saçlarımı, yüzümü, ellerimi.”
Biçimlerkaderi(accusative) · kaderler(plural) · kader(singular, nominative) · kaderler(plural, nominative) · kaderi(singular, accusative) · kaderleri(plural, accusative) · kadere(singular, dative) · kaderlere(plural, dative) · kaderde(singular, locative) · kaderlerde(plural, locative) · kaderden(singular, ablative) · kaderlerden(plural, ablative) · kaderin(singular, genitive) · kaderlerin(plural, genitive) · kaderim(possessive, singular, first-person, nominative) · kaderlerim(possessive, plural, first-person, singular, nominative) · kaderimi(possessive, singular, first-person, accusative) · kaderlerimi(possessive, plural, first-person, singular, accusative) · kaderime(possessive, singular, first-person, dative) · kaderlerime(possessive, plural, first-person, singular, dative)