/caˈfes/
KökenOsmanlı Türkçesi قفص, o da Arapça قفص kelimesinden gelmektedir.
- ahşap yapıların direk ve çatmalardan oluşan kaplama tahtaları dışında kalan iskeleti
- çapraz çubuklarla ve aralıklı olarak yapılmış, pencerelere takılan siper
“Bahçeye, kafeslerde elenen solgun bir ışık vurmuş.”
- genelde bir canlıyı barındırmak veya hapsetmek için kullanılan, hava alabilmesi için parmaklıklardan oluşan kutu veya oda
- vahşi hayvanlar için demir çubuklarla yapılmış taşınabilir bölme
- cami, tekke v.s. yerlerde kadınlara ayrılan yer
- şimşirlik
- hayvanlar için aralıklı tel, metal veya ağaç çubuklardan yapılmış taşınabilir bölme
“Dağdan kestim kereste. Kuş besledim kafeste.”
- slanghapishane
Biçimlerkafesi(accusative) · kafesler(plural) · kafes(singular, nominative) · kafesler(plural, nominative) · kafesi(singular, accusative) · kafesleri(plural, accusative) · kafese(singular, dative) · kafeslere(plural, dative) · kafeste(singular, locative) · kafeslerde(plural, locative) · kafesten(singular, ablative) · kafeslerden(plural, ablative) · kafesin(singular, genitive) · kafeslerin(plural, genitive) · kafesim(possessive, singular, first-person, nominative) · kafeslerim(possessive, plural, first-person, singular, nominative) · kafesimi(possessive, singular, first-person, accusative) · kafeslerimi(possessive, plural, first-person, singular, accusative) · kafesime(possessive, singular, first-person, dative) · kafeslerime(possessive, plural, first-person, singular, dative)