- bir şeyin, yerin, kişinin, esas tutulan yüzünün ilerisi
“Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor.”
- yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı
“Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik.”
- ön, kat, huzur
“İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar.”
- yüzünü bir şeye doğru çevirerek
- karşılık olarak, mukabil
“Bir ölüm haberine karşı ben, içimde bin ezinti, bin çöküntü duydum.”
- için, hakkında
“Edebiyata karşı ilk alaka sizde nasıl ve ne zaman başladı?”
- -e doğru
“Bir sabaha karşı yine çakal sesleriyle uyanmıştım.”
- bulunan yere göre önde, ileride olan, alternatif
“Karşı evin kızları.”
“Karşı mahalle.”
- karşıt, zıt, muhalif
“İlkin bütün bunların bir emperyalizm numarası olduğunu söyleyerek kesin bir karşı tavır koydu.”
Biçimlerkarşını(accusative) · karşılar(plural) · Karşı'yı(accusative)