- sulu yiyecekleri karıştırmaya, dağıtmaya yarayan, uzun saplı, yuvarlak ve derince kaşık
“Tahta kaşık ve kepçe yontar, geçimini bunları satarak sağlardı.”
- erimiş madeni kalıba dökmek için kullanılan büyük kaşık
- saplı çembere geçirilmiş olan, balık veya kelebek tutmada kullanılan ağ; atrap.
- Tahıl, kömür, kum vb.nin yüklenip boşaltılmasında kullanılan, tek veya iki çeneden oluşmuş motorlu araç, ekskavatör.
- gemilerde, ortasında dümenevi bulunan yuvarlak kıç çıkıntısı
- güreşte hasmın arkasından bacakları arasına el sokma oyunu
- bir kepçenin alabildiği miktarda olan
Biçimlerkepçeyi(accusative) · kepçeler(plural) · kepçe(singular, nominative) · kepçeler(plural, nominative) · kepçei(singular, accusative) · kepçeleri(plural, accusative) · kepçee(singular, dative) · kepçelere(plural, dative) · kepçede(singular, locative) · kepçelerde(plural, locative) · kepçeden(singular, ablative) · kepçelerden(plural, ablative) · kepçein(singular, genitive) · kepçelerin(plural, genitive) · kepçeim(possessive, singular, nominative) · kepçelerim(possessive, plural, nominative) · kepçeimi(possessive, singular, accusative) · kepçelerimi(possessive, plural, accusative) · kepçeime(possessive, singular, dative) · kepçelerime(possessive, plural, dative)