- sütun
“Mermer kolonları, eski heykelleri önüne gelen alıp gitmişti.”
- sütun
“Gazete, dergi, kitap vb. yazılı şeylerde sayfanınyukarıdan aşağıya doğru ayrılmış olduğu dar bölümlerden her biri.”
- katlardaki döşemeleri birbirlerine bağlayan düşey boru
- kalın bağırsağın gödenden önceki bölümü
Formskolonu(accusative) · kolonlar(plural) · kolon(singular, nominative) · kolonlar(plural, nominative) · kolonu(singular, accusative) · kolonları(plural, accusative) · kolona(singular, dative) · kolonlara(plural, dative) · kolonda(singular, locative) · kolonlarda(plural, locative) · kolondan(singular, ablative) · kolonlardan(plural, ablative) · kolonun(singular, genitive) · kolonların(plural, genitive) · kolonum(possessive, singular, first-person, nominative) · kolonlarım(possessive, plural, first-person, singular, nominative) · kolonumu(possessive, singular, first-person, accusative) · kolonlarımı(possessive, plural, first-person, singular, accusative) · kolonuma(possessive, singular, first-person, dative) · kolonlarıma(possessive, plural, first-person, singular, dative)