/oɫ.ˈmac/
KökenOsmanlı Türkçesi اولمق (olmak) sözcüğünden devralındı.
- bir görev, makam, şan veya vasıf kazanmak
“Okumak, eczacı olmak bu sayılı inatlarından biri ve ilkidir.”
- bir şeyi elde etmek, edinmek
“Nihayet ben mal sahibi olacağıma göre rahattım.”
- bir durumdan başka birine geçmek
- herhangi bir hâlde bulunmak
- gerçekleşmek veya yapılmak
- meydana gelmek, varlık kazanmak
“En şiddetli münakaşa, kumpanyanın ismi için oldu.”
- uygun düşmek, yerinde görülmek
“Böyle iş olmaz. Oraya gitmesek de olur.”
- olgunlaşmak, yetişmek
“Ekinler oldu. Üzümler daha olmadı.”
- hazırlanmak, hazır hâle gelmek
- bulunmak
“Kız da hemen olduğu yere oturdu.”
- geçmek, tamamlanmak
“İki yıl oldu. Nerede ise üç yıl olacak.”
- sürdürmek, yürütmek
“İlişkilerimiz dostça olsun istiyorum.”
- bir kuruluşla, teşkilatla alakalı bulunmak, mensup olmak
- gelip çatmak, yaklaşmak
“Akşam oldu böyle oldu. Sabah oldu.”
- bir şeyin, birinin mülkiyetine geçmek
“Pırlanta gerdanlığı da tektaş küpesi de zümrüt yüzüğü de kendinin olsun!”
- ek fiilin geniş zamanı olan -dır/-dir mânâsında kullanılan bir söz
“Annesi oluyor. Yeğeni olur.”
- sarhoş olmak
“Sen adamakıllı olmuşsun.”
- uymak, tam gelmek
“Bu şapka başıma oluyor.”
- elinden kaçırmak, kaybetmek, yitirmek
“Tembelliği yüzünden işinden oldu.”
- bir yerde doğmuş, yaşamış olmak
“Köyden, kasabadan olmayan, düveni, dirgeni nasıl bilebilir”
- bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek
“Aman, ona bir şey olmasın! Kimseye bir şey olmadı.”
- yol açmak
“Bu davranışın ona çok zararı oldu.”
- bir isim veya sıfatın belirttiği vaziyeti almak
Biçimlerolur(third-person, singular, present) · oldum(positive, singular, definite, past) · oldun(positive, singular, definite, past) · oldu(positive, singular, definite, past) · olduk(positive, plural, definite, past) · oldunuz(positive, plural, definite, past) · oldular(positive, plural, definite, past) · olduydum(positive, singular, definite, past) · olduydun(positive, singular, definite, past) · olduydu(positive, singular, definite, past) · olduyduk(positive, plural, definite, past) · olduydunuz(positive, plural, definite, past) · olduydular(positive, plural, definite, past) · olduysam(positive, singular, definite, past, conditional) · olduysan(positive, singular, definite, past, conditional) · olduysa(positive, singular, definite, past, conditional) · olduysak(positive, plural, definite, past, conditional) · olduysanız(positive, plural, definite, past, conditional) · olduysalar(positive, plural, definite, past, conditional) · oldularsa(positive, plural, definite, past, conditional)