- izleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer, oyunluk
“Tiyatro yönetimi ve sahne düzeni her bakımdan ilkel, çağın koşullarına uygun olarak bozuktu.”
- görüntü
“Resim bir av sahnesini canlandırıyordu.”
- (mecaz) tanık olunan, gözlenen olay
“Resim bir av sahnesini canlandırıyordu.”
- (mecaz) bir konu veya çalışma çevresi, çalışma dalı
“Politika sahnesinde adları duyulan kişiler.”
- bir oyun veya filmin başlıca bölümlerinden her biri
Formssahneyi(accusative) · sahneler(plural) · sahne(singular, nominative) · sahneler(plural, nominative) · sahneyi(singular, accusative) · sahneleri(plural, accusative) · sahneye(singular, dative) · sahnelere(plural, dative) · sahnede(singular, locative) · sahnelerde(plural, locative) · sahneden(singular, ablative) · sahnelerden(plural, ablative) · sahnenin(singular, genitive) · sahnelerin(plural, genitive) · sahnem(possessive, singular, first-person, nominative) · sahnelerim(possessive, plural, first-person, singular, nominative) · sahnemi(possessive, singular, first-person, accusative) · sahnelerimi(possessive, plural, first-person, singular, accusative) · sahneme(possessive, singular, first-person, dative) · sahnelerime(possessive, plural, first-person, singular, dative)