- akciğerlere çekilen, akciğerlerden atılan hava, nefes, dem
“Kalp gitgide hafiflemekteydi ve soluklarda hafif bir hışıltı başlamıştı.”
- ciğerlere hava alıp verme
- tarz
“Gençler dergimize yeni bir soluk getirdiler.”
- rengi atmış olan, solmuş, uçuk
“General, soluk dudaklarını parmaklarının arasına alarak acı acı gülüyor.”
- parlaklığını, gücünü yitirmiş
“Bahçeye, kafeslerden elenen soluk bir ışık vurmuş.”
- rengi kaybolmuş, matlaşmış
Formssoluğu(accusative) · soluklar(plural) · daha soluk(comparative) · en soluk(superlative)