/ta.ˈban/
KökenOsmanlı Türkçesi تابان, o da Eski Türkçe tapan (tapan).
- Ayağın alt yüzü; aya.
- Üstü kapalı bir yerin gezinilen, ayakla basılan yüzü; zemin, tavan karşıtı
- Ayakkabının alt bölümü.
- Kaide.
- Bir şeyin en alt bölümü; dip.
- Değerlendirmede en alt derece.
- Bir toplumu, bir kuruluşu oluşturan, yönetime katılmadan etkili olan kitle.
“Partinin tabanının istekleri doğrultusunda hareket etmeyince baskı arttı.”
- temel
- Denizin, gölün veya akarsuyun zemini.
- Dikey duran direk, çubuk, seren vb.nin alt bölümü.
- Bir cismin veya bir biçimin yüksekliğini ölçmek için aşağıdan yukarıya doğru başlama noktası olarak alınan yüzey veya çizgi.
“Piramidin tabanı. Üçgenin tabanı.”
- Üslü sayılarda kuvveti alınan sayı.
“5³ yazılırken 3 rakamı üstür, 5 ise taban.”
- Çekim eki almamış kelime kök veya gövdesi.
- göz, al-mak; burun, gözlükçü, kavur-mak vb.
- Tarlanın düz ve verimli kesimi.
- obsoleteKılıç vb. yapımında kullanılan iyi cins demir.
- Diyarbakır ili Merkez ilçesine bağlı bir köy.
Biçimlertabanı(accusative) · tabanlar(plural) · taban(singular, nominative) · tabanlar(plural, nominative) · tabanı(singular, accusative) · tabanları(plural, accusative) · tabana(singular, dative) · tabanlara(plural, dative) · tabanda(singular, locative) · tabanlarda(plural, locative) · tabandan(singular, ablative) · tabanlardan(plural, ablative) · tabanın(singular, genitive) · tabanların(plural, genitive) · tabanım(possessive, singular, first-person, nominative) · tabanlarım(possessive, plural, first-person, singular, nominative) · tabanımı(possessive, singular, first-person, accusative) · tabanlarımı(possessive, plural, first-person, singular, accusative) · tabanıma(possessive, singular, first-person, dative) · tabanlarıma(possessive, plural, first-person, singular, dative)