taˈmaːm, taˈmam
KökenOsmanlı Türkçesi تمام, Arapça تَمَامْ (temām).
- bitmiş, tamamlanmış
“Haydi Abbas vakit tamam/ Akşam diyordun, işte oldu akşam/ Kur bakalım çilingir soframızı/ Dinsin artık bu kalp ağrısı.”
- bütün, tüm
“Paranın tamamını verdim.”
- eksiksiz
“Bu kitap tamam değildir.”
- yalan ve yanlış olmayan, doğru
- beğenilmeyen bir iş veya teklif karşısında söylenen söz
“Tamam, başka işimiz kalmadı da şimdi onunla mı uğraşacağız!”
Biçimlerdaha tamam(comparative) · en tamam(superlative)