/taː.ˈɾih/
KökenOsmanlı Türkçesi تاريخ, Arapça تَارِيخ (tārīḫ).
- bir konuyu geçimi ve gelişimi içinde inceleyen hikâyeleme
“Sen bana bir ata yadigârısın, geçmişin tarihini saklayan kutsal bir tomarsın!”
- milletleri, toplumları, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyeti inceleyen bilim
- tarih dersi
“Ertesi gün tarih imtihanı vardı.”
- tarih kitabı
“Cevdet Paşa'nın Osmanlı Tarihi kaç cilt acaba?”
- bir olayın gününü, ayını ve yılını bildiren söz
“19 Mayıs 1919, Atatürk'ün Samsun'a ayak bastığı tarihtir. O tarihte memleket karanlık günler yaşıyordu.”
Biçimlertarihi(accusative) · tarihler(plural) · tarih(singular, nominative) · tarihler(plural, nominative) · tarihi(singular, accusative) · tarihleri(plural, accusative) · tarihe(singular, dative) · tarihlere(plural, dative) · tarihte(singular, locative) · tarihlerde(plural, locative) · tarihten(singular, ablative) · tarihlerden(plural, ablative) · tarihin(singular, genitive) · tarihlerin(plural, genitive) · tarihim(possessive, singular, first-person, nominative) · tarihlerim(possessive, plural, first-person, singular, nominative) · tarihimi(possessive, singular, first-person, accusative) · tarihlerimi(possessive, plural, first-person, singular, accusative) · tarihime(possessive, singular, first-person, dative) · tarihlerime(possessive, plural, first-person, singular, dative)