/tat.ˈlɯ/
- şekerle, şekerleme
“Baklava, revani, lokma birer tatlıdır.”
- şekerli şeylerle yapılan yiyecek
- hoşa gidecek bir şekilde, tatlılıkla
- acı olmayan
“Tatlı salatalık kullanarak salatayı yapmış.”
“Tatlı su bu çeşmeden akıyor.”
- şeker tadında olan
“Tatlı elma ile elmalı turta olmaz. Elmalar ekşi olmalıdır.”
“Tatlı nar yemeyeli çok oldu.”
- (mecaz) hoş, sevimli
- (mecaz) insanı çeken, göze, kulağa hoş gelen, rahatlatan, dinlendiren, sevindiren
“Bu acı adam, tatlı ve nüktedandı.”
- Çorum ili Sungurlu ilçesine bağlı bir köy.
- Hakkari ili Yüksekova ilçesine bağlı bir köy.
- Siirt ili Kurtalan ilçesine bağlı bir köy.
Biçimlertatlıyı(accusative) · tatlılar(plural) · tatlısı(possessive) · tatlı(singular, nominative) · tatlılar(plural, nominative) · tatlıyı(singular, accusative) · tatlıları(plural, accusative) · tatlıya(singular, dative) · tatlılara(plural, dative) · tatlıda(singular, locative) · tatlılarda(plural, locative) · tatlıdan(singular, ablative) · tatlılardan(plural, ablative) · tatlının(singular, genitive) · tatlıların(plural, genitive) · tatlım(possessive, singular, first-person, nominative) · tatlılarım(possessive, plural, first-person, singular, nominative) · tatlımı(possessive, singular, first-person, accusative) · tatlılarımı(possessive, plural, first-person, singular, accusative) · tatlıma(possessive, singular, first-person, dative)