/va.ˈcit/
KökenOsmanlı Türkçesi وقت, Arapça وَقِت (vaḳit).
- bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler
“Şimdi yemek vakti, bunun vakti değil.”
- belirlenmiş olan zaman
“Kâhya, "Vakit gayri Süleyman, haber saldık gelecekler, pamuklar da kıvamına geldi" demişti.”
- zaman anlatan kelimelere belirtilen hâl geldiğinde "iken" anlamı veren bir söz
- çağ, devir
- (mecaz) geçim, para bakımından elverişli durum
“Onun bu kadar para vermeye vakti yok.”
- zaman
“Mevsim mütehayyil, vakit akşamdı Bebek'te.”
Biçimlervakti(accusative) · vakitler(plural) · vakit(singular, nominative) · vakitler(plural, nominative) · vakti(singular, accusative) · vakitleri(plural, accusative) · vakte(singular, dative) · vakitlere(plural, dative) · vakitte(singular, locative) · vakitlerde(plural, locative) · vakitten(singular, ablative) · vakitlerden(plural, ablative) · vaktin(singular, genitive) · vakitlerin(plural, genitive) · vaktim(possessive, singular, first-person, nominative) · vakitlerim(possessive, plural, first-person, singular, nominative) · vaktimi(possessive, singular, first-person, accusative) · vakitlerimi(possessive, plural, first-person, singular, accusative) · vaktime(possessive, singular, first-person, dative) · vakitlerime(possessive, plural, first-person, singular, dative)