- yazmak işi; tahrir.
“Kimi kez, hikâye yazmanın anlık bir istek olduğunu düşünürüm.”
- Basım tekniğinin gelişmediği dönemlerde elle yazılmış kitap; yazma nüsha.
- kabakulak
- Bohça, yemeni, başörtüsü, yorgan vb. şeyler yapmakta kullanılan, üstüne boya ve fırça ile veya tahta kalıplarla desen yapılmış bez.
- Bu bezden yapılmış başörtüsü.
- dialectal(Havza ağzı) Yemeni, başörtüsü.
- bu bezden yapılmış
“Sırtında siyah bir yeldirme, başında yazma bir başörtüsü, çenesinin yanında ilmikli.”
Biçimleryazmayı(accusative) · yazmalar(plural) · yazma(singular, nominative) · yazmalar(plural, nominative) · yazmayı(singular, accusative) · yazmaları(plural, accusative) · yazmaya(singular, dative) · yazmalara(plural, dative) · yazmada(singular, locative) · yazmalarda(plural, locative) · yazmadan(singular, ablative) · yazmalardan(plural, ablative) · yazmanın(singular, genitive) · yazmaların(plural, genitive) · yazmam(possessive, singular, first-person, nominative) · yazmalarım(possessive, plural, first-person, singular, nominative) · yazmamı(possessive, singular, first-person, accusative) · yazmalarımı(possessive, plural, first-person, singular, accusative) · yazmama(possessive, singular, first-person, dative) · yazmalarıma(possessive, plural, first-person, singular, dative)