KökenOsmanlı Türkçesi زهر (zehir), Farsça زهر (zehr).
- Organizmaya girdiğinde kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarına göre canlıyı öldürebilen madde panzehrin karşıtı; ağı, sem, zıkkım
“Evvela bir yumruk vurdu, sersemledim, sonra ağzıma bilmediğim bir zehir tıktı, işte bu zehirle bayıldım.”
- metaphoricBüyük üzüntü, acı, keder, sıkıntı.
Biçimlerzehri(accusative) · zehirler(plural) · zehir(singular, nominative) · zehirler(plural, nominative) · zehri(singular, accusative) · zehirleri(plural, accusative) · zehre(singular, dative) · zehirlere(plural, dative) · zehirde(singular, locative) · zehirlerde(plural, locative) · zehirden(singular, ablative) · zehirlerden(plural, ablative) · zehrin(singular, genitive) · zehirlerin(plural, genitive) · zehrim(possessive, singular, nominative) · zehirlerim(possessive, plural, nominative) · zehrimi(possessive, singular, accusative) · zehirlerimi(possessive, plural, accusative) · zehrime(possessive, singular, dative) · zehirlerime(possessive, plural, dative)