/alˈmak/
- Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak
- Satın almak
- Bir yeri ele geçirmek
- Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak
- Birlikte götürmek
- İçine sığmak
- Kabul etmek, ahzetmek
- Bir şeyin birisine ulaştırılması; iletilmek
- İçeri girmek veya sızmak
- Tekne su alıyor
- Erkeğin birisiyle evlenmesi
- Sürükleyip götürmek
- Bir şeyi kazanmak, elde etmek
- Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak
- Kaplamak
- Burayı kötü bir koku aldı
- Kısaltmak
- Yolmak
- Bir şey ile temizlemek
- İçeri girmesini sağlamak
- Tat veya koku duymak:
- Yol gitmek, mesafe katetmek
- Hırsızlamak, çalmak
- Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak
- Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek:
- Göreve, işe başlatmak:
- Görevden, işten çekmek.
- başlamak
- İçecek veya yiyecekten bir parça içmek veya yemek:
- Kazanç sağlamak
- Etkisini azaltmak:
- Yer değiştirmek
Biçimleralır(third-person, singular, present) · aldım(positive, singular, definite, past) · aldın(positive, singular, definite, past) · aldı(positive, singular, definite, past) · aldık(positive, plural, definite, past) · aldınız(positive, plural, definite, past) · aldılar(positive, plural, definite, past) · aldıydım(positive, singular, definite, past) · aldıydın(positive, singular, definite, past) · aldıydı(positive, singular, definite, past) · aldıydık(positive, plural, definite, past) · aldıydınız(positive, plural, definite, past) · aldıydılar(positive, plural, definite, past) · aldıysam(positive, singular, definite, past, conditional) · aldıysan(positive, singular, definite, past, conditional) · aldıysa(positive, singular, definite, past, conditional) · aldıysak(positive, plural, definite, past, conditional) · aldıysanız(positive, plural, definite, past, conditional) · aldıysalar(positive, plural, definite, past, conditional) · aldılarsa(positive, plural, definite, past, conditional)