KökenEski Türkçe atmak (atmak)
- Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak.
- Bir şeyi yere doğru bırakmak.
- Bir kimsenin ilişiğini kesmek.
- İçine koymak.
- Rastgele bir kenara koymak.
- İp, halat, zincir gibi şeylerin bir ucunu ulaştırmak.
- Bir yerden başka bir yere taşımak.
- Sille, tokat vurmak.
- Top, tüfek vb. silahları patlatmak.
- Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak.
- Bir işi ertelemek.
- Örtünüp korunmak için bir şeyi üzerine almak.
- Suç vb.ni bir başkasına yüklemek.
- Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak.
- İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak.
- Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek.
- Çıkarmak, dışarıya vermek.
- Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak.
- Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak.
- Herhangi bir nesnenin üzerindeki boya dağılmadan yarılmak.
- Yapışık olduğu yerden ayrılmak.
- Kalp, nabız vurmak, çarpmak.
- Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak.
- Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak.
- Değerini eksiltmek.
- Yazılmış bir şeyi göndermek, yollamak.
- Birini terk etmek.
- slangKendi istediği gizli bir yere götürmek.
- slangYalan veya abartmalı söz söylemek.
- slangBilmeden, kestirerek söylemek.
- informalİçki içmek.
Biçimleratar(third-person, singular, present) · attım(positive, singular, definite, past) · attın(positive, singular, definite, past) · attı(positive, singular, definite, past) · attık(positive, plural, definite, past) · attınız(positive, plural, definite, past) · attılar(positive, plural, definite, past) · attıydım(positive, singular, definite, past) · attıydın(positive, singular, definite, past) · attıydı(positive, singular, definite, past) · attıydık(positive, plural, definite, past) · attıydınız(positive, plural, definite, past) · attıydılar(positive, plural, definite, past) · attıysam(positive, singular, definite, past, conditional) · attıysan(positive, singular, definite, past, conditional) · attıysa(positive, singular, definite, past, conditional) · attıysak(positive, plural, definite, past, conditional) · attıysanız(positive, plural, definite, past, conditional) · attıysalar(positive, plural, definite, past, conditional) · attılarsa(positive, plural, definite, past, conditional)