- bir eserin basılış biçimi veya durumu
“Baskı yanlışlıkları yüzünden kapatılan gazeteler vardı.”
- bası sayısı
“Bu gazetenin baskısı yüz bindir.”
- bir eserin tekrarlanarak yapılan baskı işlemlerinden her biri, edisyon
- giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı
- hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm
“Politik baskıların yanı sıra daha başka yasaklara da bağlıydık.”
- bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres
- top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres
- belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu
Biçimlerbaskıyı(accusative) · baskılar(plural) · baskı(singular, nominative) · baskılar(plural, nominative) · baskıyı(singular, accusative) · baskıları(plural, accusative) · baskıya(singular, dative) · baskılara(plural, dative) · baskıda(singular, locative) · baskılarda(plural, locative) · baskıdan(singular, ablative) · baskılardan(plural, ablative) · baskının(singular, genitive) · baskıların(plural, genitive) · baskım(possessive, singular, first-person, nominative) · baskılarım(possessive, plural, first-person, singular, nominative) · baskımı(possessive, singular, first-person, accusative) · baskılarımı(possessive, plural, first-person, singular, accusative) · baskıma(possessive, singular, first-person, dative) · baskılarıma(possessive, plural, first-person, singular, dative)