/belˈli/
KökenEski Türkçe bel (bel) <-> bellemek
- Diyarbakır ili Bismil ilçesine bağlı bir köy.
- Mardin ili Kızıltepe ilçesine bağlı bir köy.
- Beli olan
- Bilinmedik bir yanı olmayan: malum
“Hâlimiz, vaktimiz sizce belli.”
- Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan; anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr
“Bu âzâde insanlarda her türlü adîliklerden uzak bir efendilik olduğu ne kadar da bellidir.”
“Hani sen benim gibi ince belli sarışınları severdin”
- belirli
“Bu oyun çok kısa, belli bir temsil süresi doldurmuyor.”
BiçimlerBelli'yi(accusative) · daha belli(comparative) · en belli(superlative)