- öyle mi
“Muşmulaya döngel de derler.”
- yani
“Rıza Efendi de belki bu yüzden yani perde niçin açılmıyor diye sinirleniyor.”
- inanılmayan, beklenmeyen durumlarda kullanılan pekiştirme veya şaşma sözü
- söylemek, söz söylemek
“Eskilerin dediği gibi beşer, şaşar.”
- ad vermek
“Muşmulaya döngel de derler.”
- bir dilde karşılığı olmak
- herhangi bir ses çıkarmak
- herhangi bir kanıya, yargıya varmak
- düşünmek
- oranlamak
“Güzellik desen onda, zenginlik desen onda.”
- ummak
“Bundan sonra gelir mi dersin”
- erişmek
“Saat yedi dedi mi uyanırım.”
- bir işe kalkışmak, yeltenmek
“Kımıldanayım deme, kurşunu yersin. Ağzını açayım deme, çok fena olursun.”
- saymak, kabul etmek
“Yarım milyon dediğin nedir”
- bir şey anlamına gelmek
“Eskilerin dediği gibi beşer, şaşar.”
Biçimlerder(third-person, singular, present) · dedim(positive, singular, definite, past) · dedin(positive, singular, definite, past) · dedi(positive, singular, definite, past) · dedik(positive, plural, definite, past) · dediniz(positive, plural, definite, past) · dediler(positive, plural, definite, past) · dediydim(positive, singular, definite, past) · dediydin(positive, singular, definite, past) · dediydi(positive, singular, definite, past) · dediydik(positive, plural, definite, past) · dediydiniz(positive, plural, definite, past) · dediydiler(positive, plural, definite, past) · dediysem(positive, singular, definite, past, conditional) · dediysen(positive, singular, definite, past, conditional) · dediyse(positive, singular, definite, past, conditional) · dediysek(positive, plural, definite, past, conditional) · dediyseniz(positive, plural, definite, past, conditional) · dediyseler(positive, plural, definite, past, conditional) · dedilerse(positive, plural, definite, past, conditional)