[ˈɡɛɫ.mɛ], [ɡɛɫ.ˈmɛ]
KökenOsmanlı Türkçesi گلمه
- gelmek işi
“Ne söylense duyulur bir ürperme sesinde. Neden hayır olmasın üç beyin gelmesinde.”
- bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya şeffaf bir cismin yüzeyine erişmesi
- gelmiş olan
“Avrupa'dan gelme bir televizyon bu.”
- yetişme
“İyi aileden gelme çocuktur.”
- form-ofgelmek (eylem) sözcüğünün dilek-emir kipi basit ikinci tekil şahıs olumsuz çekimi
Biçimlergelmeyi(accusative) · gelmeler(plural) · gelmesi(possessive) · gelme(singular, nominative) · gelmeler(plural, nominative) · gelmeyi(singular, accusative) · gelmeleri(plural, accusative) · gelmeye(singular, dative) · gelmelere(plural, dative) · gelmede(singular, locative) · gelmelerde(plural, locative) · gelmeden(singular, ablative) · gelmelerden(plural, ablative) · gelmenin(singular, genitive) · gelmelerin(plural, genitive) · gelmem(possessive, singular, first-person, nominative) · gelmelerim(possessive, plural, first-person, singular, nominative) · gelmemi(possessive, singular, first-person, accusative) · gelmelerimi(possessive, plural, first-person, singular, accusative) · gelmeme(possessive, singular, first-person, dative)