/ky.ˈt͡ʃyc/
KökenOsmanlı Türkçesi كوچوك sözcüğünden devralındı, Eski Türkçe kiçik (kiçik) sözcüğünden.
- Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan; mikro, ufak tefek, büyük karşıtı
“Duvar, çeşitli küçük kâğıtlara basılmış resimlerle kaplıydı.”
- Yaşı daha az olan
- Niceliği az olan:
- Niteliği aşağı olan, bayağı:
- Geri aşamada:
- Değersiz, önemsiz.
- Kısık, parlak olmayan
- İdrar
- Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse.
Biçimlerdaha küçük(comparative) · en küçük(superlative) · küçüğü(accusative) · küçükler(plural) · küçük(singular, nominative) · küçükler(plural, nominative) · küçüğü(singular, accusative) · küçükleri(plural, accusative) · küçüğe(singular, dative) · küçüklere(plural, dative) · küçükte(singular, locative) · küçüklerde(plural, locative) · küçükten(singular, ablative) · küçüklerden(plural, ablative) · küçüğün(singular, genitive) · küçüklerin(plural, genitive) · küçüğüm(possessive, singular, first-person, nominative) · küçüklerim(possessive, plural, first-person, singular, nominative) · küçüğümü(possessive, singular, first-person, accusative) · küçüklerimi(possessive, plural, first-person, singular, accusative)